Tag: güncel
Facebook’da Bir Dakika
by Yunus Ertürk on Ara.30, 2010, under Genel, Reklamcılık, Sosyal Medya
Sosyal medya ve sosyal medyanın markası haline gelmiş facebook çığ gibi büyüyor. Sadece bir dakikada facebook üzerinde olanları anlatan bu videoda bu büyümeyi izleyebilirsiniz. Videoya göre facebook üzerinde sadece 60 saniyede yapılanlar;
Paylaşılan bağlantı sayısı = 50,304
Etiketlenen fotoğraf sayısı = 66,168
Etkinlik davetleri = 74,204
Duvar yazıları = 79,364
Durum güncelleme = 82,557
Arkadaşlık talepleri = 98,604
Yüklenen fotoğraf sayısı = 135, 849
Gönderilen mesaj sayısı= 231, 605
Beğen buttonu tıklanma sayısı = 382,861
Yazılan yorumlar = 510,404
Barış Manço | 10 Yılın Ardında
by Yunus Ertürk on Oca.30, 2009, under Blog
Barış Manço sadece bir şarkıcı bir sanatçı değil, bir zamanların çocuklarının öğretmeni, abisi, amcası… Yaşadığı zamanların Türkiye’nin kültür elçiliğini yapmış önemli bir isim… Şimdi 10 yıl geçmiş onu yitirişimizin ardından… Özledik…
Barış Manço Fransa’da bir televizyon kanalının canlı yayın konuğudur. Karşısında ise küstah bir spiker vardır.
Sürekli olarak Türklerin barbarlığından, geçmişte Avrupa’ya yaptıklarından dem vurmaktadır.
Bir, iki, üç sonunda Barış Manço dayanamaz..
Spikere sorar: “Yanınızda hiç kağıt paranız var mı?”
Spiker şaşırır, “Var ne olacak” der.
Manço ısrar edince cebindeki kağıt paraları çıkarır.
Barış Manço programın başında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir ve bu şarkının sözleri “Beş Akif bir saat kulesi, beş Fatih bir Mevlana, iki Mevlana bir Sinan” şeklindedir ve o dönemde kağıt paraların üzerindeki tarihi kişilerin resimleridir. Ve Manço’ya o an yapacağının ilhamını bu şarkı vermiştir.
Barış Manço spikerin cebinden çıkardığı banknotları alır ve spikere sorar:
“Bu paranızdaki resim kimin?”
“General bilmem kim.” Manço sırayla bütün paralardaki kişileri sorar. Hepsi birer komutan, birer savaş kahramanıdır.
Ardından Manço cebindeki Türk paralarını çıkarır.
“Bak” der sunucuya, “Bu paranın üzerindeki kişi Mevlana’dır, büyük bir filozoftur. Bu paranın arkasındaki ise Sinan, büyük bir mimardır. Bu paradaki Fatih Sultan Mehmet’tir ve adaletin sembolüdür. Bu da Atatürk’tür, yani ‘Yurtta barış dünyada barış’ diyen kişi. Biz medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına medeniyetimizi simgeleyen atalarımızın fotoğraflarını bastık. Sizin ise ne bastığınız ortada.” Spiker kıpkırmızı olur.
Barış Manço
(d. 2 Ocak 1943, İstanbul – ö. 1 Şubat 1999, İstanbul)
Türk besteci, şarkı sözü yazarı, gezgin ve TV programı yapımcısıdır. Türkiye’de rock müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucu üyelerindendir. Müziğe başlangıcı Galatasaray lisesinde olmuştur.Profesyonel Müzik Yaşantısı
1969 baharında “Dağlar Dağlar”la büyük bir çıkış yaptı. Albüm beş ayda 700.000 adet satışa ulaştı. Bu çalışma, sanatçıya Altın Plak Ödülü’nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar’la çalıştı. Askerliğini Polatlı’da asteğmen olarak 1971 – 1973 yılları arasında yaptı. 1973′de Kurtalan Ekspres’ini kurdu. İlk klibini yine aynı yıl “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975’te ilk albümü “2023”ü yaptı.
1980 yılında Altın Orfe’de “Nick The Chopper” ve “Ben Bir Şarkıyım” adlı Bulgar şarkısıyla da altın madalyalar aldı. 1981′de çıkardığı “Sözüm Meclisten Dışarı” adlı albümündeki Dönence isimli şarkısı, ilk Türk Psychedelic Rock olarak kabul görür. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede konserler verdi. 1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na “Kazma” adlı şarkısıyla katıldı. Ancak kendi isteğiyle bu parçayı ön elemeden çekti.
Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Flemenkçe, Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca, Kürtçe ve Yunanca olarak yorumlandı ve Barış Manço, kimi şarkılarını günlük hayatından aldı. “Domates, Biber, Patlıcan”, buna bir örnektir.Ayı şarkısında çocuklarıyla pikniğe giderken düşünüyor: Benim çocuklarım hayvanları tanımıyor diyor ve hayvanat bahçesine gidiyor…
TV programcılığ
1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan “7’den 77’ye”, 1998 Haziran ayında 378. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekoru kırdı. “Ekvatordan Kutuplara” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti. Ayrıca “4 × 21 Doludizgin” adında bir talk-show programının yapımcılığını yaptı.
Sinema
* Baba Bizi Eversene-1975 (1975-01-02) sanatçının tek bir sinema filmi yapıtıdır.
Mahir [Barış Manço], patron yardımcısı ve satış temsilcisi olarak çalıştığı ilaç fabrikasının sahibi Fazıl Bey’in [Hulusi Kentmen] kızı Sevim [Meral Zeren] ile yıllar önce bir aşk yaşamışlar; fakat Fazıl Bey buna karşı çıkarak kızı Sevim’i, Mahir’i unutması için yurtdışına göndermiştir. Yıllar sonra Sevim Türkiye’ye geri döner ve Mahir’le tekrar aşk yaşamaya başlar. Fazıl bey, Mahir ile Sevim’in evlenme isteğine karşı çıkar. Bu arada, Fazıl Bey’in oğlu ve Sevim’in erkek kardeşi olan Erol [Sinan Ecer] ile birlikte olan Şermin [Serpil Nur], doğurduğu bebeği Erol’a bırakır. Erol, bu bebeğin kendisine ait olduğu yalanına inanarak paniğe kapılır. Mahir ile evlenmenin yollarını arayan Sevim, Erol’la ve Mahir’le anlaşarak, bebeğin kendilerine ait olduğunu söylerler ve Fazıl Bey’in bebek sayesinde kendilerini evlendireceğini düşünürler… Bundan sonra da komik olaylar gelişmeye başlar…
Adı: Baba Bizi Eversene
Yapım: Erman Film
Yapım Yılı: 1975
TV Telif Hakkı: Show Tv, TGRT, TRT-1
Sponsor: CIBA-GEIGY
Yönetmen: Oksal Pekmezoğlu
Senaryo: Ahmet Üstel
Kamera ve Foto Direktörü: Kenan Kurt
Renk Uzmanı: Türker Vatan
Montaj ve Senkron: İsmail Kalkan
Negatif Montaj: Mahmut Eskici
Sesleri Alan: Necip Sarıcıoğlu
Müzik: Barış Manço ve Kurtalan Ekspres
Prodüktör: Hürrem Erman
Stüdyo: Yeni Stüdyo
Oyuncular: Barış Manço, Meral Zeren, Hulusi Kentmen, Serpil Nur, Sinan Ecer, Bilge Zobu, Diler Saraç, Ali Cağaloğlu, Feridun :Çölgeçen, Erdoğan GüzÖdülleri
Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödül aldı. Bunlardan bazıları şunlardır:
* 1991′de Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanı
* Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı
* Uluslararası Teknoloji Ödülü
* Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı
* Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı
* Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri
* 200′ün üzerinde şarkısı olduğu için 12 altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandı.Gülpembe
Sen gülünce güller açar Gülpembe,
Bülbüller seni söyler, biz dinlerdik Gülpembe.
Sen gelince bahar gelir Gülpembe,
Dereler seni çağlar, sevinirdik Gülpembe.Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin,
İnanamadık Gülpembe.
Bizim iller sessiz, bizim iller sensiz,
Olamadı Gülpembe.
Dudağımda son bir türkü Gülpembe,
Hala hep seni söyler, seni çağırır Gülpembe.Dudağımda son bir türkü Gülpembe,
Hala hep seni söyler, seni çağırır Gülpembe.
Gözlerimde son bir bulut, Gülpembe,
Hala hep seni arar, seni bekler Gülpembe.Albümleri
* Dünden Bugüne, 1972 (Sayan)
* 2023, 1975 (Yavuz Plak)
* Sakla Samanı Gelir Zamanı, 1976 (Yavuz)
* Nick the Chopper, 1976 (Yavuz Plak)
* Yeni Bir Gün, 1979 (Yavuz ve Burç Plakçılık)
* 20. Sanat Yılı Disko Manço, 1980 (Türküola)
* Sözüm Meclisten Dışarı, 1981 (Türküola)
* Estağfurullah… Ne Haddimize!, 1983 (Türküola)
* 24 Ayar Manço, 1985
* Değmesin Yağlı Boya, 1986 (Emre Plakçılık)
* 30 Sanat Yılı Fulaksesuar Manço-Sahibinden İhtiyaçtan, 1988 (Emre Plakçılık)
* Darısı Başınıza, 1989 (Yavuz ve Burç Plakçılık)
* Mega Manço, 1992 (Emre Plak)
* Müsaadenizle Çocuklar, 1995 (Emre Plak)
* Live in Japan, 1996 (Emre Plak)
* Mançoloji, 1999 (Emre Plak)
* Barış Manço Anıma
Aşure Günü Önemi Anlamı Duası ve Yapılacak İbadetler
by Yunus Ertürk on Oca.07, 2009, under Genel
Aşure Günü (Arapça: عاشوراء, Farsça: عاشورا, İbranice: עשוראא), hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür. İslam kültüründe önemli bir yeri ve kıymeti olan bir gündür.
Tanımı ve Özellikleri
Aşure, orijinali “Aşura”, Arapça’da 10 manasına gelen “aşara” kelimesinden türemiştir. Türkçe’ye ise Arapça’dan geçmiştir. Sözcüğün Sâmî diller arasında ortak bir sözcük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, sözcük (ve gün) Musevilik inancında büyük kefaret günü için kullanılmıştır[1]. Hüseyin ibn Ali ve beraberindeki 72 müslüman hicri 61. senesinin Muharrem ayının onuncu gününde (10 Aralık 680) Halife Yezid’in emriyle günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra öldürüldükleri için o güne “Aşura Günü“ denilmiştir, daha sonra Yezid ve Emevi hanedanı bu katliamı örtbas etmek için hayali bir sürü iyi olayı bu gün gerçekleştiğini iddia etmişlerdir, böylece bu güne bayram havası vermişlerdir. Bu iddiaların bazıları şöyledir: Âdem peygamberin işlediği zelleden (hata veya sürçme) sonra ettiği tövbenin kabulü, Nuh peygamberin gemisinin tufandan kurtulması, Yunus peygamberin bir balığın karnından çıkması, İbrahim peygamberin ateşte yanmaması, İdris peygamberin diri olarak göğe yükseltilmesi (çıkarılması), Yakub peygamberin oğlu Yusuf peygambere kavuşması, Eyyüb peygamberin hastalıklarının geçip iyileşmesi, Musa peygamberin Kızıldeniz’den geçip İsrailoğulları’nı Firavun’dan kurtarması, İsa peygamberin doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi (çıkarılması). Bu olayların Aşure Günü gerçekleştiğine dair İslam dininin kutsal kitabı olan Kur’an’da bir ifade bulunmaz.
Aşure Orucu
Aşure Günü’nde ikram edilmek üzere hazırlanmış aşure kaseleri
Aşure günü oruç tutmak sünnettir ve bu oruca “aşûre orucu” denir. Aşure orucu İslam öncesi dönemde de Araplar tarafından bilinirdi. Ayrıca, museviler de Aşure Günü oruç tutarlar. İslam bilginlerinin geneline göre İslam dininin ilk zamanlarında, Ramazan orucu mevcut değilken, aşure orucu tutmak vacipti. Fakat Ramazan orucu farz olduktan sonra aşure orucunun müstehab bir ibadet olduğu düşünülmektedir. Bugün İslam bilginleri aşure orucunun sünnet olduğunda görüş birliği etmişlerdir. Ayrıca, Musevi gelenekten ayrışmak için sadece -Muharrem ayının onuncu günü olan- Aşure Günü’nde değil de, Muharrem ayının 8, 9 ve 10′uncu günlerinde oruç tutulmasının daha iyi olacağı düşünülür. Muhammed bin Abdullah, Muharrem ayı bir sefer zamanına denk geldiğinde ayın onuncu günü oruç tutmuş ve “Bir dahaki aşûreyi 3 gün de oruçlu geçirelim” demiştir.
“Aşure Çorbası”, Aşure ismi verilen tatlının ortaya çıkışına dair bir inanış mevcuttur. Aşure Çorbası da denilen bu tatlı, İslam dininde inanılan peygamberlerden biri olan Nuh’un tufandan sonra Aşure Günü’nü kutlamak için geminin ambarında kalan erzakı karıştırıp bir tür tatlı yiyecek hazırlamasıyla ortaya cıkmıştır. İçinde birçok farklı malzeme kullanılan ve bir gelenek olarak bugün hâlâ müslümanlarca Aşure Günü yapılan tatlının böyle ortaya çıktığı öne sürülmektedir. Aşure Günü aşure pişirmek sadece bir gelenektir, dini bir önemi yoktur, bir ibadet değildir. Alevilikte çok kutsaldır ve sadece Muharrem ayında pişirilir ve komşulara dağıtılır. Tunceli, Erzincan yöresinde “Germiya İmamu” (12 İmamların Çorbası) olarak adlandırılır.
Alevilerde, Hüseyin’in Kerbela’daki acısı başta olmak üzere Oniki İmamların acılarını anmak ve anlamak için Muharrem Matemi tutulur. Amaç bu acıları tekrarlamak ya da öç duygularını tekrarlamamak ya da öç duygularını körüklemek değildir. Muharrem Matemi’nin amacı: Bu türlü acıların bir daha yaşanmaması için gerekli olan insanlık değerlerini ve Alevi öğretisini özümsemektir.
Matem süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmez, kurban kesilmez ve et yenmez. Matem boyunca hiç bir canlıya eziyet edilmez. Kimsenin kalbini kırmamak, dili ile kimseyi incitmemek, kimse hakkında dedikodu yapmamak ve Matem Orucu’nun temel ilkesidir. Sağlığı yerinde olanlar oruç tutarlar. Matemden amaç, kendine eziyet yapmak değil, yapılabilecek kötülüklerin ve katliamların bir daha olmaması için anmak ve unutmamaktır. Kerbela katliamında hasta olması nedeniyle İmam Zeynel Abidin’in kurtulması ve Ali’nin soyunun devam etmesi nedeniyle de Allah’a şükredilir. Bu nedenle Muharrem Matemi, Aşüre geleneği ile biter. Aşüre sevincin hoşgörünün simgesidir.
12 gün orucun ardından Aşure Günü yapılır. 12 değişik malzemeden oluşan Aşure tatlısı yenilir veya evlere dağıtılır.
“Şehrullahi’l-Muharrem” olarak meşhur olan, yani “Allah’ın ayı Muharrem” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.
Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan “On geceye yemin olsun” ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)
Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
“Bu ne orucudur?” diye sordu.
Yahudiler, “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz” buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
“Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.” ‘Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. “İsteyen tutar, isteyen terk edebilir” buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
“Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” buyurdu.(5)
Yine Tirmizide de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.”(6)
“Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, “Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir” demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir “yas merasimi” haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.
1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve’l-Terhİb, 2:116.
ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN…VESSALETÜ VESSELAMÜ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ELAHİ VE SAHBİHİ ECMAİN…
ALLAHÜMME ENTEL BEDİYÜL GADİM….EL HAYYUL KERİM…EL HANNANÜL MENNAN…VE HEZİHİ SENETÜN TECİDETÜN ES ELÜKE FİHEL İSMETE MİNEŞŞEYTANİRRACİM….
VEL AVNA ALA HEZİHİL NEFSİL EMMARETİ BİSSÜ İ VEL İŞTİĞALE BİMA YUGARRİBÜNİ İLEYKE YA ZEL CELALİ VEL İKRAM…
Bİ RAMHMETİKE YA ERHAMER RAHİMİN…VE SALLLAHÜ ALA SEYYİDİNA VE NEBİYYİNA MUHAMMEDİN VE ALA ELAHİ VE SAHBİHİ VE EHLİ BEYTİHİ ECMAİN…
MANASI …
Hamd alemlerin RAB bi olan ALLAH a mahsustur…Salatü Selam onun biricik RASÜL ü Efendimiz sav ve onun aline eshabına olsun..
Kendinden evvel hiçbir varlık olmıyan…Varlığı,hayatı,kullarına keremi,ziyade merhameti,nimetler bagışlaması sonsuz ve devamlı olan sensin ALLAH ım…
İşte bu yeni yıldır ki,bu yıl boyunca huzurundan kovulmuş şeytandan beni korumanı,daima kötülüğü emreden nefsime galip olmam için yardımını ve beni sana yaklaştıran işlerle meşgul olmamı,senden dilerim..ey CELAL ve İKRAM sahibi ALLAH ım….
Ey ERHAMUR RAHİMİN olan RAB bim rametinin bereketiyle duamızı kabul et…
ALLAH ın selamı hz MUHAMMED MUSTAFA (sav) ın ve onun alinin ashabının ehli beytinin üzerine olsun..
Önemli not…
Şeyh Şiyaübddin-i Sühreverdi.(k.s) Dan nakil edilmiştir ki,Her kim bu duayı Aşüre günü 3 kere okursa ölümden bile emin olur..Zira o sene ölümü takdir edilmiş olanlar bu duayı okuyamazlar..ALLAH bunu ona okutmaz buyurmuştur…
Hadise Düm Tek Tek Crazy for you
by Yunus Ertürk on Oca.07, 2009, under Genel
2009 Eurovizyon temsilcimiz Hadise’yi tanımak isteyenler için;
Hadise Açıkgöz, ya da kısaca Hadise Türk kökenli Belçika’da yaşayan şarkıcı. Belçika’da düzenlenen Pop Idol yarışması ile tanınan ve sonrasında yayınladığı albümlerle dikkat çeken sanatçı, 2009 yılında Türkiye’yi Eurovision Şarkı Yarışması’nda temsil edecek olmasıyla tanınmaktadır.
Hayatı
Çocukluk
Hadise, 23 Ekim 1985 günü Anvers yakınlarındaki Mol kasabasında Sivas’lı bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Yapımcılar ve dinleyiciler tarafından ilk olarak, bir Belçika televizyon kanalında, Türkiye’de “Pop Star”ın bir benzeri olan, “Pop Idol” isimli yarışmasında 2003 yılında farkedildi. Yarışmayı birincilikle bitirmemiş olmasına rağmen, albüm çıkarması için yapımcılardan teklifler aldı.
Dördüncü tekli olan Ain’t No Love Lost ise 13 Ocak 2006 tarihinde yayınlandı. Albümündeki Ain’t No Love Lost adlı şarkının Burdayım adıyla Türkçe bir sürümü de oluşturuldu. Hadise’nin beşinci teklisi Bad Boy 4 Ağustos 2006′da yaz döneminde piyasaya sürüldü ve önceki şarkılar gibi dinleyici kitlesinden olumlu tepkiler aldı.
Sözleri Sezen Aksu’ya ait olan Deli Oğlan şarkısının klibini ise, klip çekilmiş olmasına rağmen, klibinde birlikte oynadığı Sertan Tan ile klip görüntülerinin medyaya reklam amaçlı sızdırılması nedeniyle, onun görüntülerini klibinden çıkararak yeniden düzenleme kararı aldı.[3]
Hadise, Türkiye’de Nisan 2006′dan beri Runltd. menejerlik şirketi ve Süheyl Atay ile çalışmaktadır. Türkiye’deki ilk konserini ise, İzmir Loop Kulübü’nde aynı tarihlerde verdi. 2006 senesinde sık sık Türkiye’ye gelen Hadise başta Beyaz Show olmak üzere pek çok program ve etkinliklerde yer aldı. Bu arada hayranı olduğu Tarkan’la sahneye çıkma fırsatı da yakaladı. Maxim, Esquire, Tempo ve Aktüel dergilerine kapak oldu.
Serdar Ortaç’ın 2008 yazında piyasaya çıkan Nefes albümünde yer alan Düşman adlı şarkıda Ortaç’la düet yaptı. Christina Aguilera, Brandy ve Beyoncé gibi isimleri örnek aldığını belirten Hadise, müziğinde etkilendiği sanatçılar arasında Prince, Janet Jackson, Tina Turner, Alicia Keys, Toni Braxton, Jamiroquai ve U2′yu saymaktadır. Şarkılarında klasik müzik, rock, soul ve dünya müziklerini harmanlamaya çalıştığını belirtmektedir.
Hadise iyi derecede Felemenkçe, Flamanca, Fransızca, Almanca, Türkçe ve İngilizce bilmektedir. Belçika’nın Hasselt şehrinde pazarlama üzerine lisans yapan Hadise, tüm boş zamanlarını müziğe ayırdığını ve genellikle söz yazıp beste yaptığını beyan etmektedir. Sanatçı yine stüdyo kayıtları ve konserler arasında koşturduğunu söylemiştir.
Her ne kadar, arkadaşı Kate Ryan’ın Eurovision 2006′da yarı finalde elenmesinden sonra, Hadise Eurovision’a katılmayı hiç bir zaman düşünmeyeceğini belirtmiş olsa da, Moskova’da düzenlenecek Eurovision 2009′a Türkiye adına katılması için teklif götüreceği adaylar arasında Şebnem Ferah ile birlikte adı geçmekteydi.[4] Eurovision 2009′da Belçika’yı geri çeviren ve Türkiye’yi temsil edeceği kesinleşen[5] Hadise bunu aşağıdaki gibi açıkladı;
« “Belçika’da birkaç tane ödül aldım, orada güzel başarılar yakaladım ve bunlar gurur verici şeyler tabii ki ama Türkiye’de de bunları yapmak istiyorum. Türkiye adına da başarılar yakalamak, ödüller almak istiyorum. bu yüzden seçeneğim Türkiye’dir”[6] »
Eurovision 2009 yarışması için TRT tarafından seçilen şarkı “Crazy for You (Düm Tek Tek)” oldu.[7]
^ Haber: Hadise, Bodrum Halikarnas Disko’nun 2008 sezonunu açtı (Türkçe dilinde). Hadise Blog (2008).
^ Haber: Hadise klibinde “kaza mankeni” ile şevişti. (Türkçe dilinde). Hadise Blog (2008).
^ Haber: Hadise, Sertan Tan’ı klibinden çıkardı (Türkçe dilinde). magazin-blog (2008).
^ Haber: TRT, Hadise’de karar kıldı. (Türkçe dilinde). Hadise Blog (2008).
^ Haber: Hadise resme, Eurovision temsilcimiz. (Türkçe dilinde). Hadise Blog (2008).
^ Haber: Belçika Kıskandı (Türkçe dilinde). Hadise Blog (2008).
^ Hadise nin Eurovision Şarkısını Kim Besteleyecek? Alındı 27 Kasım 2008
^ Oy Verin! – Vote Now!
^ TMF Awards 2008
Düm Tek Tek
“Düm Tek Tek”, Hadise’nin seslendirdiği Türkiye’yi temsil edecek 2009 Eurovision şarkısıdır. Şarkının İngilizcesi Crazy For You’dur. Şarkının sözleri Hadise, Sinan Akçıl ve Stefaan Fernando’ya aitken, bestesini Sinan Akçıl yapmıştır. Şarkıda darbuka gibi Türk motifleri ağır basmaktadır.
Şarkı hakkında
Şarkı, Hadise’nin 2009 Eurovision Şarkı Yarışması için seslendireceği şarkı olarak 2008 yılının sonlarında seçildi. Sinan Akçil’in üzerinde çalıştığı şarkı, ilk defa TRT’nin yılbaşı programında, geceyarısından hemen sonra seslendirildi. Bu yayından birkaç gün sonra, Hadise, şarkının çalıntılara karşı gelmek için tam haliyle yayınlanmadığını beyan etti. Şarkının Mayıs 2009′a kadar elden geçirileceği, yeni geçişlerin ekleneceği ve baştan sona yeni bir gösteri ekleneceği belirtildi.
Şarkıda önceki Türk Eurovision şarkılarından Everyway That I Can’e benzer bir şekilde doğu ezgilerinin pop müzik ile harmanlanmış biçimde oluşturulduğu bir konsepte sahiptir. Şarkı ilk defa 1 Ocak 2008 tarihinde radyolarda yayınlandı.
Çalıntı iddiaları
Düm Tek Tek, çıktığı hafta içinde, Taraf adlı gazetenin Telesiyej adındaki köşesinde üç şarkıdan çalıntı olduğuna dair iddialara maruz kaldı. Bu gazeteye göre şarkı, üçü de Sezen Aksu tarafından bestelenen Çakkıdı, İyi mi ve Dümtek adlı şarkılardan izler taşımaktaydı. Ancak kimi çevreler şarkılar arasında sadece birkaç nota benzerliğine dayanan benzerliğin altını çizdi.
Düm tek tek crazy for you online izle dinle
Hadise Düm Tek Tek Remix İndir Dinle
by Yunus Ertürk on Oca.04, 2009, under Genel
Hadise’nin eurovizyon için yaptığı düm tek tek crazy for you şarkısının yayınlanmasıyla djler de harekete geçti ve remixlerini duymaya dinlemeye başladık… Bunları yükledim, orjinalini beğenenler olacaktır fakat remixleri de başka bir tat :) Dj Fuat ve Dj Turgay’dan remixler var elime geçtikçe güncellemeye devam edeceğim…


